Seylan Çayı

Çay tiryakileri arasında oldukça popüler olan Seylan çayı, aslında ülkemizde çay üretiminde kullanılan “çay bitkisi” camellia sinensis’ten üretilmektedir. Yani, Karadeniz çayı ve Seylan çayı arasında kullanılan bitki ve üretim aşamaları açısından neredeyse hiç bir fark yok.

Ancak Seylan çayına tok ve aromalı tadını veren iklim, toprak ve coğrafi koşullar dünyanın başka bir bölgesinde bulunmadığı için, Seylan çayı sadece bizde değil, dünyanın her ülkesinde aranan siyah çaylar arasında yer alıyor.

Seylan çayının bir diğer özelliği ise, Avrupa Çay Teknik Komitesi (European Tea Technical Committee) tarafından “en az tarım ilacı kalıntısı bulunan çay” olarak kabul edilmesidir.

Seylan Çayı Tarihi

Eski adı Seylan, yeni adı Sri Lanka olan bu küçük ada ülkesinde 1800’lü yıllarda sadece kahve üretimi yapılıyormuş. Ancak kahve bitkilerinin neredeyse tamamına yakınını yok eden mantar hastalığından sonra 1867 yılında adaya ilk çay bitkisi tohumları getirilmiş ve ilk çay hasadı 1873 yılında İskoç James Taylor tarafından yapılmış.

Aynı yıl Seylan’da üretilen çaylar Londra’da açık arttırma ile satılmış ve oldukça ilgi görmüş. Çayın gemilerle toplu ihracatı ise 1877 yılında başlamış.



Ancak bu tarihler farklı kaynaklara göre değişiyor. Örneğin Wikipedia’ya göre ilk çay bitkisi Seylan’a 1847 yılında, Seylan Çay Müzesi’ne göreyse 1867 yılında gelmiş. Aradaki 20 yıllık fark, bitkinin adaya geldikten sonra ticari olarak üretime geçilmesi arasında geçen süre olabilir. Hatta bazı kaynaklarda Sri Lanka’da “deneysel” çay yetiştiriciliğinin 1839 yılında Hindistan’ın Assam ve Kalküta bölgelerinden getirilen bitkilerle yapıldığı belirtiliyor.

Sonuç olarak kahvesiyle meşhur Seylan 1800’lü yılların ortasından itibaren çayıyla anılan bir ülkeye dönüşmeye başlamış. 1894 yılında ise Ceylon Tea Traders Association (Seylan Çayı Tüccarlar Derneği) kurulmuş.

Seylan Çayı Çeşitleri

Seylan çayı, camellia sinensis bitkisinden üretilmesine karşın ülkenin farklı bölgelerinde yetişen bitkilerden elde edilen çayların aromaları farklı olabiliyor. Buna bağlı olarak Seylan çayı 3 ana kategoriye ayrılıyor.

1) İç kesimlerde, yüksek alanlarda üretilen Seylan çayı: Udarata
2) Orta yükseklikte bölgelerde üretilen Seylan çayı: Medarata
3) Alçak bölgelerde üretilen Seylan çayı: Pahatharata

Çayın hangi bölgede yetiştiği, aynı şarap üretiminde kullanılan üzümün hangi bağda yetiştiği gibi önem taşıyor ve çayın tadını tamamen değiştirebiliyor. Her bölgenin iklimi ve toprağı çayın tadına yansıyor. Benim için en lezzetli Seylan çayı “Kandy” bölgesinde (iç ve dağlık kesimlerde) üretilen çay ancak her bölgenin kendine göre farklı özellikleri olduğu için bir kaç denemeden sonra kendi ağız tadınıza en uygun Seylan çayını bulabilirsiniz.

Günümüzde Sri Lanka’da beyaz ve yeşil çayda üretilmekte ancak üretimin büyük çoğunluğu siyah çay üzerine kuruludur.

Gerçek Seylan Çayı

Artık büyük şehirlerde ya da internette farklı markaların Seylan çayı çeşitlerini bulmak oldukça kolaylaştı. Ancak her Seylan çayı birbirinin aynı kalitede değil ve Seylan çayı olarak satılan bazı çaylar Nepal veya Hindistan’da üretilmiş olabiliyor. Seylan çayı seçerken çayın ambalajında bulunan bazı noktalara dikkat ederek nasıl bir çay aldığınızı öğrenebilirsiniz.

Seylan çayının resmi kurumu olan Sri Lanka Tea Board (Sri Lanka Çay Kurulu) tarafından onaylanmış “%100 Seylan Çayı” paketleri üzerinde kurumun arslanlı logosu bulunmaktadır. Bazı paketlerde ise Sri Lanka Standartlar Enstitüsü’nün (Sri Lanka Standards Institution – SLSI) sertifika işareti yer almaktadır. Yukarıdaki resim galerisinde bu iki logoyu da görebilirsiniz. Ayrıca Seylan çayı paketleri üzerinde yer alan bazı ibareler pakette bulunan çay yapraklarının sınıfı hakkında bilgi verir. Bu sınıflandırma çayın kalitesinden daha çok, çay yaprağının hangi bölümünün kullanıldığı, yaprağın büyüklüğü ve çayın tadıyla ilgilidir.

FBOPFlowery Broken Orange Pekoe: Temel olarak çay yaprağının orta kesimleri ve bir miktarda uçlarının harmanıdır. Tok bir tadı vardır.

BOP1Broken Orange Pekoe 1: Çay yaprağının kıvrılmış orta kısımlarıdır ve genellikle alçak kesimlerde yetişen bitkilerden elde edilir. Hafif bir tadı vardır.

BOPFBroken Orange Pekoe Fannings: BOP1 ile aynı özellikleri içerir ancak genellikle yüksek kesimlerde yetişen bitkilerden elde edilir. BOP1’e göre daha güçlü bir tadı vardır.

Dust 1 – Çayın tadının kuvvetli olması için çay yaprağının granül hale getirilmesi ile elde edilir. Tadı serttir ve genelde ticari kullanım için satılır.

BP1Broken Pekoe 1: Nispeten daha büyük çay yapraklarının kıvrılmasıyla elde edilir. Tok bir tadı vardır, iyi dem verir.

PF1Pekoe Fannings 1: Küçük çay yapraklarından üretilir. Güçlü bir tadı vardır ve genellikle poşet çay üretiminde kullanılır.

OPOrange Pekoe: Çay yaprağı bütün olarak kullanılır. Tadı lezzetlidir ancak yetiştirildiği bölgeye göre aroması değişiklik gösterebilir.

Pekoe – Kıvrılmış yapraklardır. Tadı hafiftir.

BOPBroken Orange Pekoe: Tadın ve demin dengelendiği popüler çay yaprağı boyutudur.

Sonuç olarak hassas bir damak tadınız varsa kendinize uygun Seylan çayını bulmak için en az 3-4 farklı Seylan çayı çeşidini denemeniz gerekiyor. Çay yapraklarının boyutu, hangi bölgede yetiştiği ve yaprağın hangi bölgesinin kullanıldığı çayın tadını değiştiren unsurlar. Yukarıdaki listede bulunan sınıflar dışında “meyvemsi” tadı olan ve çoğunlukla Avrupa ülkelerinde satılan diğer seçenekler de mevcut.

Çay Nasıl Muhafaza Edilir?

“İyi bir Seylan çayı nasıl demlenir” konusunu uzun uzun anlatmayacağım çünkü bu siteye geldiyseniz artık kendinize uygun çay demleme süresini bulduğunuzu kabul ediyorum. Ancak aşağıda çayı saklarken tazeliğini koruması için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bazı bilgiler bulabilirsiniz.

Çayı her zaman kuru ve hava geçirmez bir kapta saklayın

Çay ambalajının direk gün ışığı görmemesini sağlayın

Çay higroskopik özelliktedir ve çevredeki kokuları havadaki nemle birlikte kısa sürede emer. Bu nedenle çayı belirgin kokuların olmadığı bir ortamda muhafaza edin.

Paketten çay alırken daima kuru bir kaşık, mümkünse tahta kaşık kullanın.

Çayı muhafaza ettiğiniz kaba yeni çay doldururken kabın dibinde kalan eski çayı boşaltıp, yeni çayı doldurduktan sonra eski çayı kabın en üstüne koyun. Bu sayede kabın dibinde kalan eski çayı bayatlamadan tüketebilirsiniz.

Kaynaklar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

, , ,


Bu yazıyla ilgili henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın